Kısa Öykü: Tokat. Tokatlarıyla var olur kadın, tokat yiyerek büyür erkek. Kadının tokadı erkeğin kendine dokunuşudur belki de. Bu hikâyede kadın ve erkek arasında olan tokalaşmalardan ziyade iki cinsiyet arasındaki ufak bir tokatlaşmayı izleyeceksiniz.

TOKAT

Fantezi evrenlerimden birini seçmiş ve yatakta bedenim cenin pozisyonunda olduğu halde meşru taklalar atarken birden gözümün önüne birkaç roman karakterinden sonra 67. Hayatımın ikinci baharında tanıştığım kadın geldi uzandı yanıma. Nereden hatırlamıştı beni çok şaşırmıştım doğrusu. Demin gördüğüm rüyanın etkisinde kalmış olduğu yalanını bana anlattı.’ Ne demek yalan, aşk olsun’ diye başladığı sözün sonuna benden sesli bir şekilde eski bir rüyamı anlatmamı istedi. Düşünce yoluyla konuşabildiğinin farkında olup da anlatacağım şeyi sesli bir şekilde istemesi beni tedirgin etmişti doğrusu. ‘Neden şaşırdın ayol’ dediğinde küçük bir kahkaha attım ve şu sözleri dizdim; evet her ne şekilde, kıvamda olursan ol sen de bir kadınsın sonuçta. Gölgeler ve kadınların ortak yönleri vardır onlardan biri de her iki varlığın da bir yerlerden kopulamayacak kadar sabit ve akılla anlaşılamayacak kadar derin olmaları. Yanımda bulunan kadın için de geçerli ve sabit bir fikirdi bu. Güzel bir benzetmeden sonra zaten zihnimi çoktan okuyup bu düşünceme de gülmüş olan bu kadına biraz sarıldım ve pozisyon değiştirip karşısında oturdum. ’İyi ki geldin’. ‘İyi ki’ diye cevap verdi. Saçlarını arkaya atıp pek de ender rastlanan o soyut öpücüklerden biriyle bana yaratıcılığından birkaç litre aktardı ve hikâyeye başlamamam için yüksek dozlu bir viyagra etkisinde bulundu. Hikâye kadın için uygun değil uyarısında bulundum ve birlikte uzandık. Gölgelerin bulunmadığı bir sabah işte böyle başladı…

Tokatçı

O gece bluzuna başlatma demiştim. ‘Kalktı ayağa yeter dayanamıyorum artık adi herif!’ deyip kapıyı çarptı ve bir daha dönmemek üzere benden ayrıldı. Bu kadar kolay mıydı dedim ve tüm bu olan bitene bir kahkaha patlattım. İnsanlar kolay ayrılıyorlarmış anahtar kelimelerinden oluşan aramalar yaptım internette. Bir müzik türünden eğlenceli bir şarkıyla tanıştım o gece. Birkaç gece boyunca bu müzikle kâh işedim kâh içtim. Bu dünyadaki her şeyin sikime hizmet ettiğini bir kez daha hatırladım ve o karının da. Kendimi Arap sabununu icat edenler gibi hissediyordum. Çok ince, düşünceli biri olduğumu o da söylemişti. Kendini suçlayarak gitti. Çok merhametli ve farkındalığı gelişmiş biri olduğumu defalarca kez söylemiş, bunu bana kabul ettirmek için bir iki senesini bana ayırmıştı. Bu sözler dünya gezegeninde en çok yankılanan titreşimler arasında kaçıncı sıradaydı acaba. Ligde Bursaspor kaçıncı sıradaydı acaba.  Çok merhametli, farklı, duygusal, güçlü hatta kendine bile zor inanarak yakışıklı olduğumu söylemişti. Ben hepsini kabul edip bundan huzur duyuyordum.

Tokat
Tokat

Ona değer verdiğim kadar başka hiçbir şeye değer vermediğimi düşündüğüm o “piknik” gecemizin karanlıkta kalan gölgeme bir kez daha acıyıp acayip bir kahkaha daha atmıştım. O gece kranlıkta o göl kıyısında o gölgelerimizin birbirine karışıp makarna yaptığımız o gece… Çok şey yaşanmıştı ama zaman bir algı meselesiydi işte. Onu iliklerime kadar içime çekmiş ve cennetteki âdem gibi erkekliğimi son derece hissetmiştim doğrusu. Menemenimiz olurken birbirimizi yiyorduk ve ön sevişmelerin en alev renklisi, en domateslisi o zamandı. Ağızlarımızdan kanların geldiği gecelere, bir bisturi darbesiyle son verilmişti. Mutluydum artık ama o ne hissediyordu bilmiyordum. İntikam duygusunu her zaman bertaraf etmiş biri olarak bugün kendime şaşırmıştım, onun hakkında neyi temenni edebileceğim konusu da aklımdan geçenlerde öne çıkanlar arasındaydı. Ona olan güvenim ve onun bana sadakatine her zaman saygı duymuştum. Şüphesiz beni asla unutmazdı ben de onu. Bunu konuştuğumuz gece 4 sularında varlığımızı sorguluyorduk. Kim daha çok var tartışmasından sonra onun kucağında uyumuştum. Sütü gelmeyen bir kadından gelmiş olabileceğim şüphesiyle uyandığımı da hatırlıyorum şimdi.

Tokatlar

Tanrının, ateşi kadınların karın bölgelerinden çıkarttığını işitmiştim onun tuhaf bir arkadaşından. Hayatta sürekli farklı durumlarda olmamın en büyük keyifçisiydi, ne zaman ki benden geri kaldı onu umursamamaya başlamıştım ondan nefret eder hale gelmiştim. Çoğu şeyin onun tarafından bana bahşedildiğini fark ettiğimde adeta içime gömülüp ondan olan her şeyi balkondan aşağıya attım. Aldatılmış, zavallı Amerikan kadın film karakterlerine taş çıkarıyordum, aynı zamanda elimde bir haçla günahlar. Çok ileri giderek onun bana aldığı kıyafetleri dahi atmaya başlamıştım. Neden böylesin neden değiştin ne oluyor diye soruyordu her gece. Sabaha kadar inliyordum beni sakinleştirmeye çalıştı bir süre ve şunları söyledi; “seni çok seviyorum lütfen yapma ne yaptım sana ben” diyerek yanımda bulunan kadının benden nefret etmesini sağlıyordu. “Sen bir şey yapmadın sen yoksun bile” dedim.

Bir gece birbirimize küfrettiğimiz bir gecede, yine birbirimizin enkazlarının arasına dalıp değerli emtialar ararken birden ikimizde birbirimize doğru koştuk. Elinde fenerle dönmüş ve titriyordu bense elimi başıma götürmüş hala arkamda kalmış olan yollara bakıyordum. Ne yaşandığını sorduğumda bir tokat daha yedim. Tokasının değiştiğini ve gözlerinin renginin birkaç ton daha açıldığını fark etmem fazla zamanımı almıştı. “Hayalet gördüm” dedi. Ben de senin hayaletini gördüm dedim. “Senin hayaletin beni emzirmeye çalıştı”. Söylediklerime şaşırmış ve korku dolu gözlerle “senin hayaletin beni öldürmeye kalktı”. Hayaletime çok kızmıştım doğrusu bu kadar merhametsiz olmamalıydı. Bir öğle sonrasında bahçeye çıktığımızda bir soru sormuştu. Bu soruyu beklemiyordum o da ne dediğini bilmiyor gibiydi. Vahiy ya da ilham alıp yanıma gelmişti. Vahyi bildirirken elimde kâğıt kalem türevleri aletler bulunmadığından kırıldığını sanmıştım fakat kötü bakmasının esas sebebi önceki gece ona söylediklerimdi. “Beni terk etmeyi mi düşünüyorsun?”. Dönüp baktığımda bir tokadın daha doğacağını bildiğimden dolayı “Nereden çıkarttın bunu” diye bir soru yönelttim. “Hem ben seni terk etmem sadece senden ayrılırım” dediğimde sağ yanağıma güzel bir tokat düştü. Vurduktan sonra arkasını döndü ve evimize yatak odamıza doğru gitti. Çocuk istiyordu galiba. Tokadı atarken tokası düşmüş olmalıydı. Bu sebepten üzülüp tokayı aldım, gerdim ve aramızdaki her şeye yaptığım o işlemi gerçekleştirdim. Gerdim ve çok uzaklara attım tokayı ve bizi. O gün bahçede binlerce volta attım. Dünyadaki en basit en ilkel olayların dönüşümünü, bir başka delinin icatlarıyla marine oluşuna güldüm. İnsanın insana karşı olan bu tavırlarını çok kez görmüştüm aslında.

Kızarıklık

O gece kapalı bir renge boyadığımız klozetimizde kustum o da ağladı. Bu evlilik yürümüyor diye kendi kendime konuşurken beni yakaladığında sezgilerimin köreldiğini anlamıştım ona olan saygısızlığımın farkında bile değildim. İlk başlarda “neden” diyerek uyuyordu sonraları “geber” demeye başladı sonraları benimle uyumadı ve kucağına yatıp af dilediğim bir gece beni affettiğini söylemişti. Neden diye sordum ve onun benim kadar gaddar olmadığını anlattı. Ben isteyerek yapmıyordu o günlerde ve bu günlerde yaşamıyor gibiyim. Tek bildiğim şarap makarna klişesine birlikte gülüp şarap şişelerini yatağımızın dibine yuvarladığımızdı. O gidince birkaç dakika soluklandım ne olduğunu anlayamadım ama amacıma ulaşmanın zevkine erişmiş olmalıydım. Mezarma gelip ağladığında onunla geçen güzel günlerimizi hatırlatıp ruhuna sokulacaktım. Beni teselli eden tek düşünce buydu dedim ve yanımdaki kadın bir kahkaha patlattı. Böyle işte dedim ve muhabbete daldık. Muhabbetin sonunda kadından bir tokat daha yiyip günü kapattım.

haber oku