Psikoloji biliminin bu konudaki hakimiyetinden, tespitlerinden ve açıklamalarından kendimce haberdar olsam da yeterince bilgi sahibi olmadığımdan derdimi çok basit, kavramsal olmayan ve öznel ifadelerle açıklamaya devam edeceğim.
ÇOCUK
Camın kenarından dışarıda olup bitenleri izliyordum. Baktıkça pek de kasvetli olan bu havanın altında gözüme turuncu montlu masum ve tatlı bir çocuk ilişti. Gözlerini ve ruhunu üstünde yürüdüğü çıkıntılı dar binaların dış cephelerinde klasik şekilde bulunan o doğal yola dikmişti. İlk başta onun için o an gerçekleşen stabil eylemin farkına varamamış ve kendimden paylar çıkartmaya çalışıyordum. Yavaş yavaş yürüyüşüne bıraktım onu ve camın kenarından ayrılmaya karar verdim. Arkamı tam döndüğümde aklımda bir hatıra uyandı; ben de onun yaşlarındayken aynı durumlarda bulunmuş tıpkı onun gibi belli, ezber, kalıplı yolların izlerini sürmüştüm ve en sonunda o yollardan çıkmayı başarmıştım. Bunlar ikimiz için de gayet normal şeylerdi çünkü insanın çocukluk hali aklen zayıf, tecrübesiz ve tembeldir. Deneyimle öğrendiklerinin baskısını sırtında taşır ve bunların bile farkında olamaz çünkü deneyim, akli bilgiye ulaşmak için harcanan eylemlerden daha basit ve doğal olabilir. Bunu herkesin yaşadığını farz ettiğimde aklımda bir şimşek çakmıştı. Çocukluğumuzda kalması gereken bazı durumları yetişkinliklerinde atlatamayanlara toplum içinde, fırında taze ekmek kuyruğunda, dışarıya camdan bakınca pek çok kez rastladığımı fark ettim. Dünyadan habersiz bir şekilde yaşadığımız zamanlardan kalma bu alışkanlıklar yetişkinlikte sürdüklerinde apaçık biçimde zararlıdırlar.
ÇOCUK VE ŞOFÖR
O yolda yürüyen turuncu montlu tatlı çocuğumuz ve trafikte seyir halindeyken makas atan, sol şeridi gereksiz biçimlerde işgal eden arabaları ve onları kullanan, çocukluktan kalması istenmeyen durumları taşıyan araba şöförlerini düşünelim. Çocuk, olması gerektiği gibi dünyadan bi haber şekilde yaşamakta ve kendini, gelecekte kararlarını verecek öz yetilerini, doğal durumlar içerisinde test etmektedir. Şoförümüz ise bu testlerden başarıyla geçememiş olsa gerek ki ne yazık ki geçememiş ‘başkalarının testlerinin boş sayfası gibi yaşamaktadır’ en azından böyle görüyorum onları. Çocuk ile şoför arasındaki kuvvetli bağlardan ilki; ikisi de taklit ya da irade dışı eylemler sergilemekte ve bunlara bağlı kalmaktadırlar. Çocuk elbette burada olması gerektiği gibi davranıp duvarların kenarından yürümekte çünkü kurmalı bir alet gibi belirli çizgilere ihtiyaç duymakta ve o yolun istikametini kendi kendine taklit etmektedir. Şoför de tıpkı çocuk gibi gerçek anlamda bir yolun içerisinde yolun şeritlerini, önündeki arabaları takip etmektedir. Çocuğun belli bir sınırı aştıktan sonra yapması gereken; bilincini, aklını geliştirmek ve kendi verdiği kararlarla o istikametten ayrılıp mahalledeki başka yollara, alanlara sapmak kısacası hayatını idame ettirirken farkında olarak eylemlerde bulunmayı öğrenmektir. Çocuğun gelişimi şüphesiz bu şekilde artacaktır. Çocuk ileride şoför olduğunda kurallara riayet etmesi gerektiği yerleri, boyun eğmemesi gerektiği yerleri, gerekirse kendinden bir şeyler feda edip uzun vadede faydası, doğasının şartlarını, aklın sorumluluklarını yerine getirmesi zorunluluğu gereği o tür yerlerin nereler olduklarını da öğrenecektir uygulayacaktır. Şoförümüz de bunları çoktan aşmış olmalı ki hayatını bu şekilde idame ettirebilmelidir. Çocuk ve şoförümüz için beklenenler tam olarak bunlardır. Şoföre gelince demin basitçe saydığım önemli evrelerde testten geçememiş ya da soruların çoğunu yanlış cevaplamıştır. Şoförümüz, çocuğun yürüdüğü o yolda hala gitmekte fakat bunun farkında bile değildir. Çocukken o yoldan sapamayan, iradesini ve aklını kullanmayı öğrenememiş şoförümüz bugün trafikte düzeni bozmaktadır. Şoförümüz çocukken yürüdüğü yolda etrafına bakamamış, bakacak şeylerin eksikliğinden dolayı bakması gerektiğini hissedememiş ya da baskıyla karşılaşıp tamamıyla yola odaklanma ya da tamamıyla yoldan çıkma düşüncesine saplanıp kalmıştır. Şoför yoldan sağlıklı bir biçimde çıkamayacağını anladığında yolun, kendisine ait olduğunu sanmış da olabilir. Baskılı yay gibi fırlamakta ve zıpladığında ayakları yerden kesilince yoldan ayrıldığını zannetmiş de olabilir. Şöförün taklit ettiği şeyler arasında hala sürdürdüğü istikametin payı çok yüksektir ve bu durum sanıldığından çok daha feci durumlara yol açmaktadır. Çocukluğundayken çözülmesi gereken pek çok düğüm trafikte kazalarla ona geri dönmektedir…

Çocuklar
Aramızda bulunan insanların pek çoğu da bu durumdadır ve bu ihtimallerin emarelerini sürekli yanlarında taşımaktadırlar. Çocukken otomatik biçimde yürüdükleri o hizadan ayrılamayan çocuklar, yetişkinliklerinde hala o binaların duvarlarına yaslanıp o duvarları çürütmektedirler. Kendi ahlak sistemini, sevdiği rengi, ideali, dini, siyasi görüşü, giyim tarzını, yaşayış biçimini belirleyememiş şoförler toplumun önde gelen kesimlerini de oluşturmakla birlikte pek çok sorunun temeline sirayet etmektedirler. Bu şoförlerin sayısı arttıkça çocukların gezebileceği yolların mesafeleri, genişlikleri azalış göstermekte. Direksiyonu elinde tutamayan şoför bir zamanlar çocukluğunda çember biçimdeki bir eşyayla oyun oynarken daha fazla alanı katetebiliyor, keşfedebiliyor ve var olduğunu hissedebiliyordu. En son kendi başına karar aldığında ya da karar vereceği seçenekleri oluşturduğunda kırtasiye rafından kalem rengi seçiyordu. Seçeneklerin arasından çıkamamış şoförlerde navigasyon aleti kullanımı yaygın bir durumdur. O alet olmadığı vakitlerde yani yetişkinliğinde, pek çok yanlış yola girip çıkmaktadır. Navigasyon aletimiz kimi zaman aile, arkadaşlar, çevre, kurum, cemaat ve daha nicelerinin kendileridir. Kalıplardan ayrılmış biri daha iyi direksiyon tutarken şoför sürekli ardında kaldığı o aracı geçmek için aşırı hız yapıp taklalar atar. Gelişmemiş ülkelerin gelişmiş ülkelerin güdümünde karar verip sallanmasına şaşmamalı. O ülkeyi oluşturan insanların pek çoğunun çocuk kalmış olması ne yazık ki onları direksiyonu iyi ya da kötü yönde kullanan çocuklara teslim eder. Özgün bir şekilde davranmayan, akımlara uyan sürekli tembihlenmeye ve kendisine motivasyon pompalanmasını isteyen, ilgi açlığı yaşayan insanlar da çocukluktan çıkamamış olanlardır. Acı gerçeklerini duyduğunda kulaklarını kapatıp kendi kendine şarkı söyleyen çocuklar yüzünden onların çocukları da bu şekilde yaşamaya başlarlar. Dış etkilere maruz kalmaktan kendini fark edemeyen insanların bu dünyadaki nüfüsu da fazladır. Aynı partiye giden iki kadının aynı elbiselerle orada bulunup pişti olmaları pek de tesadüf değildir. Gelenekten kopamayan bir dindarın başka yollara göz atmadan en iyi yolun kendi yolu olduğunu söylemesi çocukluktan kalma bir alışkanlığıdır. Çocukken en güzel oyuncağın kendisinde olduğunu söyleyen bir çocuk ile ortamda en yüksek maaşı aldığını söyleyen biri de aynı kişidir. Çocukken yay gibi fırlamaya çalışan o çocuk, yaşamının ileri safhalarında her şeyi en uçlarda yaşayıp yayla birlikte yere çakılacaktır, kimi zaman bir hapishanede kimi zaman bir mezarlıkta rastlayabilirsiniz ona. Stadyumları dolduran taraftarların değil takımdaki her bir oyuncunun değeri sayılır. O yoldan inip karşılara geçememiş biri kendi etrafına duvarlar örer, cepheler oluşturur ve kendini kendi zindanına hapseder ve böylece nerede olduğunu bilmeden kafasına bir mermi yer ve toprak tarafından çiğnenir. Etrafında olup biteni bilmeyen, ilgi duymayan, duyamayan her şeyin merkezine kendisini almış biri ile yolda yürümüş olan çocukluğunun kendini yalnız zannetmesi eş değer durumlardır. Eşine, ailesine baskı kuran onlara güvenmeyen ve önlemler alan biri aslında çocukken yürüdüğü yolun etrafındaki yerlere çıkamamaktan korkan bir çocuğun ta kendisidir. Çocukluğundaki masumiyeti kaybetmiş olduğunu değil aptallığını yendiğini sanan biri, son modeli çıkmış telefonunun eskidiğine inanmış biri, kıyafetlerinin modasının geçtiği haberini alınca yıkılmış biri aslında sandırılmış, inandırılmış ve yıktırılmıştır. Direksiyonları ellerinde bulunmayan kimseler bu küçük anlatımda hiç büyüyememiş ve istikametlerden kopamamış hatta gerileyen çocuklardır. Turuncu montlu çocuğun kendi yolunda büyüyüp kendini kandırmadığı, kandırılmadığı renkli yollardan oluşan bir hayatı yaşaması dileğiyle…




❤️
[…] 10 Şubat 2026 […]